2011 yılında aklımızda kalanlar – Bölüm #4

30 Aralık 2011
Bu yazıyı beğendiysen paylaşmayı unutma :)
Pin It

Teknoloji Röportajları 4

2011 yılı içerisinde teknoloji dünyasında olup bitenleri uzmanların kaleminden okuduğumuz röportaj serimizin sonuncusu olan 4 bölüm konuklarım Cem Sünbül, Gökalp Harman ve İbrahim Özdemir.

Teknoloji dünyasında 2011 yılının tartışmasız aklımızda kalan ilk konu Apple’ı adeta “dönüşüm muhteşem olacak” diyerek efsane haline getiren Steve Jobs’ın ölümü… Sadece “Steve Jobs” etkisiyle olmasa da Apple son yıllara gerek donanım gerekse yazılım tasarımlarıyla damgasını vurmayı başardı. Bu başarıda aslan payını doğal olarak şirketin kalan zamanını en iyi değerlendiren CEO’suna, Steve Jobs’a teslim etmek gerek. Steve Jobs çoklarının aksine uzun zaman önce yakalandığı pankreas kanserine sıra dışı bir şekilde uzun süre karşı koydu. Kendisine verilen zamanın 2011’de sona ermesi doğal olarak teknoloji açısından 2011’de aklımızda kalanların ilk sırasına yerleştiriyor. Olaya sadece duygusal açıdan değil, bir de teknolojiyi en iyi sunan süper ticaret insanının kaybı olarak bile bakmak mümkün. Bakalım Apple’ın Jobs ile birlikte (varsa) kaybettiklerini bizler görebilecek miyiz?

Her ne kadar 2010 yılında başlayan bir bahar olsa da etkisini ve gücünü 2011 yılında hissettiğimiz Arap Baharı da teknoloji dünyasında 2011 yılında aklımızda kalanlar kısmına eklenebilir. Teknolojiyle direkt alakası var diyemesek bile yeni iletişim araçlarından olan sosyal medya Arap Baharı’nın dişe değer önemli bir parçası oldu (veya öyle gösterildi). Sosyal ağların 2000 yılında patlayan dot-com (internet) balonu   gibi aşırı şişirilmiş olması ihtimalini de göz önünde bulundurarak bu noktaya çok da gaz vermek istemiyorum ama sosyal medyanın olumsuz etkisini hatırlamak için İngiltere’de Ağustos ayında patlak veren isyanlar örnek gösterilebilir. Arap Baharı’nın aksine sadece yakıp-yıkıp-yağmalamak için başlayan ve ilerleyen isyanlarda sosyal medya bilindiği kadarıyla etkin bir şekilde kullanılmıştı. Neyse ki suçluların bir kısmı yine sosyal medya taraması ile yakalandı da burasının da tarla olmadığını hissettik.

Teknoloji dünyasından 2011 yılında aklımızda kalanlara Türkiye özelinde baktığımızda iyi yönetilemeyen ve iyi bir işi kötü duyurarak kafalarda soru işareti bırakan “Güvenli İnternet” uygulamasını hatırlıyoruz. Evine internet meretini(!) (her konuda olduğu gibi hangi niyetle kullanırsanız o şekle bürünen bir meret veya nimet) almaktan korkan ve teknolojiden yaşı-başı itibariyle mecburen veya istemeden uzak kalan, anlamayan ebeveynler için faydalı olabilecek bir uygulamanın yanlış PR ile sansür diye algılandı (ki bir kesim buna sansür demeye anlam veremediğim biçimde bayıldı). BTK’nın yanlış bir zamanda yanlış bir inisiyatif alarak yanlış yöntemlerle giriştiği güvenli internet uygulaması haklı gürültü çıkaranların ve Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın çabalarıyla –olması gerektiği gibi- STK’larla ortak bir çalışmayla yeniden tasarlanıp olgunlaştırıldı ve Kasım ayında hizmete alındı. İnterneti nimet olmaktan çıkarıp illet haline getiren nesnelerden korunmak için (kurunun yanında yaşında yanmasına üzülerek) güvenli interneti 2011’in akılda kalan pozitif uygulamaları arasında sayıyorum.

Daha çok konu vardır akılda kalan ama son olarak 2011’den teknoloji adına hem Türkiye hem de dünya genelinde akılda kalmasını arzuladığımız bir konu/proje daha var: Çılgın proje deyince akla gelen tek proje olan ve medyanın içine düşüp kaybolduğu ‘Kanal İstanbul’un gölgesinde kalan “diğer çılgın proje” FATİH! İlk kısım ihalesi tamamlanan açılımı Fırsatları Artırma ve Teknolojiyi İyileştirme Hareketi projesi FATİH, dünyanın geri kalanı için yeni bir çağın kapılarını açan şanlı padişahımız Fatih Sultan Mehmet’in torunlarını muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkarma yolundaki önemli bir adım olarak görüyorum. Ancak proje sadece öğrencilere tablet bilgisayar sağlamakla kalır da, içi uygun eğitim, yazılım ve ilgili ekosistem altyapısıyla doldurulmazsa Fatih’in torunları klavyede takıldığımız gibi teknolojide FATİH’in F’si bile olamazlar. İyimser düşünerek projenin henüz çok başlarında olduğumuzu umuyorum. İnşallah çocuklarımız dünyaya örnek bir projeyle dünyaya örnek nesiller olurlar.

Cem Sünbül
Gazeteci

hr_divider
2012 Kapısında Teknoloji  Yumağı

Sanırım bu yazı ile 2011 içinde en fazla aklımda kalan teknolojiler ve elbette 2011’deki BT pazarında olup en derinden etkileyen konuları yazmam benden beklendi. Ancak 2011’e baktığımda 2012’deki olacaklar hakkında tahminler yürütmekten kendimi alamıyorum.

2011’i, Steve Jobs’un ölümü ve teknoloji şirketler için birleşmeler yılı olarak tanımlamak mümkün olacak. Her ne kadar Apple Türkiye gibi ülkelere çok uzun yıllar boyunca üçüncü dünya ülkesi gözüyle de bakmış olsa, ürünlerinde fiyatlama politikası gereği sadece belirli bir kesimin alabilmesini istemiş dahi olsa, teknoloji açısından ve Apple açısından büyük bir kayıptı Steve Jobs. Şirket birleşmeleri ve teknoloji haberleri yanında, Google, Apple, Samsung, HTC davaları, patent hakları konusunda teknolojik sorunlar gibi konular kimi zaman teknoloji haberlerinin önüne geçti. Google’ın monopol haline gelebilirliği büyük bir tartışma konusu haline geldi. Birden ortaya çıkmasa da Facebook’taki Timeline fonksiyonu neredeyse yarım yıl, dijital ajanlarda konuşuldu, pazarlama müdürlerinin ya da dijital iletişimi konusunda düşünenlerin önünde bir madde olarak yer aldı.

HP’nin PC işinden çıkıp çıkmayacağı ve tablet pazarında olup olmayacağı kısmı da ayrı bir sancı olarak 2011’e damgasını vurdu. Bunu bir sancı olarak tanımlamamdaki sebep ise, tüm sürecin HP içinde muğlak hale gelmesi ve HP’deki servis odaklı yaklaşıma dair dönüşün bir tür doğumu olarak da nitelenebilir.

Bu sene “Siri” kişiliği ile tanışmış olmak da büyük bir onurdu. Siri Apple’ın geliştirdiği bir kişisel asistan ancak bugüne kadar görülmüş en iyi ses algılama ve
Ancak asıl konu şu ki 2011, sosyal medyanın da teknolojiye ve teknoloji yatırımlarına karar verdiği/verdirdiği bir yıl oldu. Şirketlerin CRM’lerinden, tedarik zincirlerine kadar pek çok alanda aksiyon alınması bu akımın ne kadar canlı olduğunu gösteriyor. Facebook üzerinde CRM ve satışını taşıyanlardan tutun, elektrik, su faturalarını Facebook üzerinden kabul etmeyi planlayan devlet duyurularına kadar pek çok şey oldu bu yıl içinde. Arap baharının başlaması bir tweet’le vuku buldu.  2011’den 2012’ye baktığımızda, artık teknoloji şirketlerinin her tür uygulamada ERP’den CRM’e, güvenlikten iletişime adar mobil/sosyal internet entegrasyonunu göz önüne alacağı kesin. Bundan sonraki MS Office’i tamamen internet üzerinde kullanıyor olabilir ya da CRM’inizin tamamını Facebook üzerine kurulu bir stratejiye dayandırabilirsiniz. Türkiye’de de bu konuda ilk ürün değişim emareleri görülmeye başlandı.  Sosyal medya konusunda monitoring ve CRM konularında geliştirilmiş yazılımlara ait lasnmanlar yapıldı ve bunlar arasında Türk firmalarının da çözümleri yer alıyor.

2012’de daha sıkça görebileceğini düşündüğüm şeylerden biri de biometrik ölçüm ve kimlik doğrulama teknolojilerinin artması. Kimliğinizi doğrulamak için kaç tane şifre tutuyorsunuz aklınızda? Kaç adet yere “log-on” olmak zorundasınız? Bunların hepsinin bir tarih olmasını ister misiniz? Bu konularda HTC ve IBM’in araştırmaları olduğunu biliyorum. Ancak bu yıl içinde bu konuda daha fazla duyuru bekliyor ve teknolojilerin yayılacağını umuyorum. Biometrik tanımlama araçlarının tanımlanmasından sonra mikro-ödeme mekanizmalarının da gelişeceğini öngörmek zor değil. Bundan sonra telefonunuzdan ya da arabanızdan ödeme yapmanın bir farkı olmayacak gibi görünüyor. Benzin alırken de tabletinizden bir satın alım gerçekleştirirken de parmak izinizi kullanıyor olmanız güzel olmaz mıydı? Bu konudaki teknolojileri 2012’de daha fazla görmeyi umud ediyorum.

2011’den 2012’ye miras kalan yeni teknolojilerden biri de Augemented-Reality konusu. Augemeted reality bir stil ve teknoloji. Gerçek şeylerle birlikte gerçek olmayan şeyleri aynı anda gösterilmesi ve gerçekmiş gibi algılatılması esasına dayanıyor. Bir kahve dükkanında masaüstünde duran kahvenin aslında görsel bir oyun olmasından tutun, bir inşaat firmasının, müşterilerini yapacağı binanın içerisinde gerçekten gezdirmesine kadar pek çok uygulama alanı var. Ve Augemented Reality kısmı yavaş yavaş bir pazarlama aracı olan uygulamalar da masaüstüne ve tablet’lere gelmeye başladı.
2012 içerisindeki Mikroçip savaşları ve Windows 8 uyumluluğu konusunda konuşuyor olacağız. Bu noktada ARM ve benzer üreticilerin mikroçipleri ve mobil teknolojiler için geliştirdikleri platformlar önem kazanacak. Microsoft’un Windows 8 konusundaki çabası da önem kazanıyor. Zira platformun devamlılığı için Windows 8 projesi büyük bir dönüm noktası olacak.

2011’den 2012’ye baktığımda çok kısaca görmek istediğim teknolojiler ve gelebilecek teknolojiler konusunda öngörülerim, umarım doğru beklentiler ve doğru yatırımlar için iyi bir araç olur. Bu noktada 2012 planlarınızı özellikle bu trendlere göre tekrar düzenlemenizi önerebiliriz. Örneğin notebook ve netbook modellerinin tamamının bir ultrabook serisi haline dönüşmesini beklemekten, sosyal mecra ajansınızın CRM entegrasyonu yapıp yapmadığına kadar pek çok detayı tekrar gözden geçirmeniz 2012’yi daha rahat geçirmenizi sağlayabilir.

Gökalp Harman
Yazar

hr_divider
2011’in akıllarda hep kalacak en önemli olayı neydi?” sorusunun cevabı Ortadoğu ve Arap Baharı‘dır kesinlikle. Tunuslu bir seyyar satıcının Orta Doğu’daki tek tip, ‘aynı kalıp’ rejimlerin dayattığı gelir adalesizliğine tepki olarak yaktığı isyan ateşi bütün bölgeyi etkisi altına aldı. Bazıları bu olaylarda internetin ve sosyal medyanın rolünü küçümsese de gerçek çok farklı: Eğer internet, sosyal medya ve mobil iletişim teknolojisi olmasaydı Tunus‘ta başlayan olaylar basit, lokal protesto eylemleri olarak kalabilir, dünyanın ruhu bile duymayabilirdi. Tıpkı internetin i‘sinin sosyal medyanın s‘sinin olmadığı 1982’de Suriye‘nin Hama şehrinde yaşanan ve 25 bin kişinin katledildiği olayları kimsenin duymamış, sonradan duysa da umursamamış olması gibi. Fakat iletişim teknolojilerinin sunduğu ‘alternatif haberleşme’ avantajı ile önce kendi diktatörlerini deviren Tunuslular bölgedeki diğer baskıcı rejimlerin demir yumrukları yaşayan kitlelere ilham verdiler, öncü oldular, yol gösterdiler. Sonuçta kritik eşiği aşan sel, acımasız hanedanları, amansız diktatörleri silip süpürdü. Üstelik bu henüz sadece bir başlangıç. Diğer ülkelerde de benzeri özgürlük hareketlerinin yaşanması, bir domino etkisi ile kalan baskı rejimlerinin de devrileceği muhakkak. 2012 bu yönü ile orta doğuda bir teknoloji devriminin yaşanacağı bir sene olacak.

Bu gelişim Türkiye için de önemli fırsatlar barındırıyor. İnternet girişimleri alanında bölgesinde müthiş bir birikime sahip olan Türkiye, yeni dönemde bu birikimi Ortadoğu’ya yayabilirse, teknoloji, proje ve fikir ihracını doğru bir şekilde yapabilirse büyük bir avantaj sağlayacaktır.

2011 tabletler için ‘rüştü ispat yılı‘ oldu. Apple uzun yıllar önce Microsoft‘un denediği ve başarısızlığı tartışılmaz ‘tablet PC‘ konseptini olması gerektiği gibi, PC olarak değil tablet olarak piyasaya sundu ve rakiplerinden açık ara önde olduğu bir kulvar açtı. Tabletlerin gördüğü büyük ilgi endüstrideki dengeleri de bozdu. Bir önceki senenin yıldız ürünleri olan netbook’ların fiyakası fena bozuldu. Tabletler henüz gelişmekte olan bu segmenti saf dışı bıraktı. Android platformu için ise 2011, iOS platformunu yakalamak için çılgınlar gibi girişilen bir mücadeleye tanık olduğumuz bir yıl oldu. Google‘ın Android vaadi herkesin rahatça erişip kullanabileceği ‘akıllı telefonlar‘ 2012’de gerçeğe daha da yaklaşacak. 2011’de kullanıcılar için ‘caydırıcı sebep‘ olan fragmantasyon -bir anlamda başıboşluk, sahipsizlik- sorununun ortadan kalktığı bir yıl olacak 2012.

Sadece telefonlarımız değil, otomobillerden evlerimizdeki cihazlara, yollarımızdan okullarımızdaki tahtalara varana kadar etrafımızdaki her şey akıllanıyor, ağa bağlanıyor. 2011’de bunun birçok örneğini gördük.

Dünyada olduğu gibi ülkemizde de mobil-dijital içeriğin önem kazandığı bir yıl olurken klasik basın kuruluşları için ise ‘kağıdın kemiğe dayandığı’ bir yıl oldu. 2012 basılı ve dijital içeriği en uygun şekilde harmanlayabilen medya kuruluşları için başarı vaat ediyor. Bunu yapamayan, dijital devrime uyum sağlayamayan gazete ve dergiler için hiç olmadığı kadar çetin bir yıl olacak. Reklam pastasında dijital mecraların pastasının büyüdüğü, internetin televizyonu zorlamaya başladığı bir yıl olacağını söylersek abartmış olmayız.

2011’de ülkemizde ve dünyada ‘Özgürlük mü, güvenlik mi?‘ sorununun gündemde kaldığı bir yıl oldu. Güvenlik için özgürlükten ne kadar taviz verilebilir sorusu 2012’de de temel tartışma konularından biri olacak.

2011’den bahsederken ‘Steve Jobs etkisi‘nden bahsetmemek olmaz. Dijital içeriğin tüketim ve dağıtımını büyük bir başarıyla değiştiren ve mobil-dijital yaşam tarzının arkasındaki en belirgin imzalardan birinin sahibi olan Steve Jobs düşmanlarının da saygısını kazanmış bir teknoloji önderiydi.

İbrahim Özdemir
Teknoloji Editörü

Benzer Yazılar


DeliPenguen'i Google+'da bulun



Henüz yorum yok.