Bir TTNET hikayesi-2

22 Ekim 2011
Bu yazıyı beğendiysen paylaşmayı unutma :)
Pin It

Hayır, çok sevilince ikincisini  yazmadım. TTNET’nin mükemmel hizmet anlayışını anlatmakta olan ve bitti dediğimiz hikayesi, tüm karakterleri ve olayları ile devam ediyor..

Hikaye bitiyor sanmıştık halbuki.. Meğer bitmemiş..

Bildiğiniz üzere hikayemizin ilk kısmıArtık hiç bir umudu kalmayan kahramanımız başka bir hizmet sağlayıcısından hizmet almak için başvuruda bulunmuş ve tekrardan TTNET ile muhattap olmamak için tüm geçiş işlemlerini yeni hizmet firmasına bırakmıştır..” cümleleri ile sona ermişti.. Ve takvimler 13 Ekim 2011 Perşembe gününü gösteriyordu..

O günden sonra yeni servis sağlayıcısından internetinin açıldığına dair haber bekleyen kahramanımız, “5 iş günü sonunda açılacaktır” diye belirtilen söze binaen TTNET’in 16 gün boyunca hiçbir yardımda bulunmadan bekletmesinin yanında 5 gün nedir ki diyerek kendini avutmaya başlamıştır bile.. Hatta bu süre zarfında heyecanına yenik düşüp 1-2 kez yeni servis sağlayıcısını arayıp gelişmeler hakkında bilgi dahi almıştır. İşin sonunda takvimler 21 Ekim 2011 Cuma tarihini gösterdiğinde yeniden yeni servis sağlayıcısını aramış ve mutlu bir haber almanın beklentisi içerisinde sevinçle telefona sarılmıştır. Ancak aldığı bilgi ile yeni bir şok yaşamıştır! TTNET’e yapılan başvuruya halen cevap alınamamış olduğunu ve ADSL için kullanılacak olan portun halen TTNET tarafından boşaltılmadığını öğrenir. Kahramanımız çoktan öfkesinden kafasında yumurta pişirecek kıvama gelmiştir bile..

Yeniden telefon görüşmeleri..

Aldığı haberin üzerine neden bu şekilde bir tutum izlendiği hakkında bilgi almak için hiç istemese de yeniden TTNET’le görüşmek zorunda kalmış ve hatta yine gereksiz reklam metinlerini dinlemek zorunda bırakılmıştır.. İçinden de “Yazık! Yine birileri bunlara inanacak ya da mecbur kalarak kullanacak!” diye iç geçirmeye başlamıştır bile.. Bu durum öfkesinden çıldırma noktasına gelmiş olan kahramanımızın öfkesine daha da tuz biber ekmiştir. Gerekli adımlar ve reklam dinletilerinden sonra bir müşteri hizmetleri çalışanına ulaşmış ve durumu aktarmıştır. Sanırım çağrı merkezi durumun vahametini  anlamış olacak ki, sizi bir yetkilimize bağlıyoruz diyerek şu anda kahramanımızın ismini hatırlamadığı bir bayana bağlanılmıştır. Aynı geride bırakılan günlerde tekrar tekrar olduğu gibi son bir dejavudan bir şey olmaz diyerek tüm olup biten yeniden anlatılmıştır. Yetkili, hemen durumu beklide toparlamak adına “şöyle şeyler yapsak” gibi hala kahramanımızı TTNET’te tutmak için cümleler sarf etmeye çalışsa da kahramanımız metanetini kaybetmiş ve ağzından yalnızca “Lütfen artık beni azat edin tek istediğim sizden kurtulmak” gibi cümleleri dökülmüştür. Bundan sonra ise işlerin boyutu daha da farklılaşmaya başlar.. “Peki, o halde ADSL hesabınızı bir tanıdığınız ya da akrabanıza devretmek ister misiniz?” gibi garip bir soruyla karşı karşıya kalmıştır. Kahramanımız tek kelime ile şok olmuştur! Ancak cevabı kısa ve nettir.. “Bir tanıdığımın başını neden belaya sokayım ki??” diyebilir sadece! “Ama bakın bir kampanyadan faydalanmışsınız sözleşmesi de Mart 2012’de bitiyor” diye başka bir soruya muhatap kalır. Ancak yine cevabı kısa ve nettir.. “İster trilyon, ister milyar cezası neyse gönderin faturasını. Yeter ki beni serbest bırakın!!” diye bilmiştir. Ancak yetkili, kahramanımızın daha önce kayıt aldırdığı “Kullanmadığım sürenin ödemesini yapmak istemiyorum” cümlelerinden hiç bahsetmemiştir bile. Artık kahramanımız tamamen boş vermiştir. Zira tek istediği TTNET’ten ömrünün sonuna kadar kurtulmaktır..

Fakat hiçbir şey onu son cümle kadar etkilememiştir. Zira aynı hikayemizin birinci kısmında da olduğu gibi yeniden yalancı durumuna düşürülmüştür. Yetkili, “Fakat siz bize ADSL hattınızın iptali ile ilgili bir başvuruda bulunmamışsınız” demiştir. Artık tahammül ve terbiye sınırları tamamen patlama noktasına gelen kahramanımız, yeni bir servis sağlayıcıya geçmeden önce son kez görüştüğü müşteri hizmetleri yetkilisine, bu seferki girişimlerinin de olumsuz şekilde sonuçlanırsa aboneliğini kapatmak istediğini, bunun için de gerekli olan bildirileri yapması için müracaatta bulunması hakkında direktif vermiştir. Anlaşılan o ki bu da yok sayılmış, çözüm üretmek yerine yine yalancı durumuna düşürülmüştür.. Kahramanımız yetkilinin bu sözleri üzerinde “Peki, iptal başvurumu siz alın o zaman!” diyerek durumu yenilemiştir.

Olumlu bir cevap alıp, kısa süreli bir sevinçten sonra işin burada bitmediğini anlaması için çok vakit geçmemiştir. Zira yetkili, iptal işlemleri için bir Türk Telekom Müdürlüğüne başvurmasını ve orada ıslak imza ile bir dilekçe doldurmasını söylemiştir. Aldığı cevaplar karşısında çıldırma noktasına gelen kahramanımızın tepkisi artık kendini dizginlemenin son haddesindedir.. Bir internet servis sağlayıcısının, üstelik abonelik almak için bin bir maymunluk eden ve Türkiye’nin sözde en büyük Telekom şirketi olan kurumunun işleri bu kadar yokuş yukarı sürmesini aklı idrak edemediği gibi bunları da yetkiliye dillendirmiştir. 2011 yılının son günlerini yaşadığımız şu günlerde, böyle bir olaya maruz kalmanın açıklanabilecek ya da affedilebilecek tek bir mantıklı sebebini bulsa aklını yitirmeyeceğine dair kendini ikna etmeye çalışmaktan başka elinden hiçbir şey gelmez. Şimdiye kadar gazeteci kimliği ile kurumun katıldığı tüm basın toplantılarına ve yaptığı haberlere lanet eder.. Aklında yüzlerce anlamsız soru dolaşmaktadır. En ağırına gidense, 7 yıldır müşterisi olduğu bu kurumun yaptıklarını kendine yedirememekle birlikte, 7 yıllık müşterisine bunları yapan kurumun 7 günlük müşterisine neler yapar düşüncesi aklını tarumar etmektedir.
Artık yapabileceği hiçbir şey kalmayınca “Bir TTNET hikayesi” nin şu anda okumuş olduğunuz ikinci bölümünü kaleme almaya karar verir. Bununla da kalmaz. Sitesine bu iki hikayenin bannerlarını koyar ve bir karar alır. Bundan sonra bu iki hikayeyi her Cuma günü üyesi olduğu tüm sosyal mecralardan tüketicilerin TTNET hakkında bilinçlenmesi ve başlarına gelebilecek olası problemler hakkında bilgilendirmeye adar.

21 Ekim tarihinde bunları yaşayan kahramanımız 22 Ekim 2011 Cumartesi günü saat 15:50’de TTNET Müşteri hizmetlerinin numarasından arandığını görür. Şaşkın halde telefonu açar ve “efendim” der. Ancak 16 saniye boyunca arayan taraftan hiçbir ses gelmeyince, TTNET’in kendisiyle sevdalısı olduğu siyah beyaz renklerin eski teknik direktörü John Benjamin Toshack geçtiğini düşünür.. Bir taraftan da bir şeyler içini kemirir. Acaba geri aramam için çağrı mı attılar diye düşünmeden kendini alamaz..

[GÜNCELLEME]

24 Ekim 2011 saat 13:34’te TTNET Genel Müdürlüğünden arandım. TTNET üyeliğimi neden iptal etmek istediğimi öğrenmek istiyorlarmış. Kısaca aktardım ve İnternet siteme de konu ile ilgili yazıları yayınladığımı söyledim. İsteyen gelir okur. Sorun yaşadığım o kadar gün boyunca aranmayıp, üstelik aradık diyerek beni yalancı durumuna düşürdükleri halde nihayet birinin arayıp sorması güzeldi. Neden kapattığımı sormak için olsa bile.. Bu yüzden arayan çalışanın önün de saygıyla eğiliyorum.. Demek ki 7 yıllık müşteriye vefa, ancak İstanbul’da bir semt adıymış..

Benzer Yazılar


DeliPenguen'i Google+'da bulun

Etiketler:


  1. Ömer
    23 Ekim 2011 - 12:44

    Benzer olayları bende yaşadım. 10 gündür çalışmayan hattımı iptal etmek isteyince ama “sizin sözleşmeniz var cümlesinden” sonra ben devam etmedim.Sen devam etmişsin helal olsun hocam. Çalışmayan bir hattın sözleşme ile bizi bağlamasıda ayrı bir olay bu tahattüt olayı dünyada nasıl acaba çok merak ediyorum. Benzer olaylar avea’da da var.

  2. :DeliPenguen
    23 Ekim 2011 - 13:52

    Açıkçası yurt dışında sözleşme konusunun nasıl olduğunu ben de bilmiyorum Ömer. Ama anladığım şu ki İnsanımızın tepkisizliğini kullanmak diye tam buna diyorlar. Müşteri kazanmak için her şeye tamam. Bırakıp gitmek isterse yok hemşerim. Elhamdülillah! Bildiğim kadarı ile hafta sonu çalışmayan TTNET, az önce portları boşaltmış olacak ki, yeni servis sağlayıcım interneti hemen açtı ve neredeyse 1 aydır nihayet internete bağlanabiliyorum. Bu süre zarfından Vodafone’un 3G bağlantısı ile internete tutunmaya çalıştım. Onları da bu vesile ile sadece 8 TL’ye sınırsız İnternet sağladıkları için tebrik ve teşekkür ederim.

  3. Ozan Akçora
    28 Ekim 2011 - 15:50

    Ben de 3 sene boyunca kullandığım 4 mbit internet hızımı bir gün gaflette bulunarak 8 mbit’e çıkarttım. İnternetten düşmeye başlayınca 2 yıl boyunca zaman zaman bağlantım 1 mbit’e düşürüldü, zaman zaman 2 mbitte sabitlendi derken en sonunda savaşı kazandım ve 4 mbit sabit internete döndüm, 2 yıl boyunca benden taahhüt bahanesiyle aldıkları 8 mbit in farkını geri aldım 🙂

    Son zamanlarda da bir digiturk maceram var ama düşündükçe sinirleniyorum yazmasam daha iyi olacak 🙂

  4. :DeliPenguen
    28 Ekim 2011 - 16:37

    Sen en azından hakkını alabilmişsin Ozan. Ben alamadığım gibi bir de kampanyadan çıktığım için ceza ücreti ödeyeceğim. Ama hiç bir şey TTNET’ten kurtulmaktan güzel olamaz. Cezama da seve seve razıyım. Son gelişmeler için Bir TTNET hikayesi 3’te geliyor. Yüzüklerin Efendisi/Matrix üçlemesi yaptırdılar bana.